İşim gereği, marka ve pazarlama yöneticileriyle sıklıkla sohbet etmek imkanına sahip oluyorum. Bu sohbetlerin en önemli tarafı ise, iki tarafın da faydalanması oluyor. Fikir alışverişleri iki tarafında kazandığı, çok keyifli süreçler. İş hayatı birçok zorluk içeriyor. Bu zorluklar, aynı zamanda şirketler için gelişim fırsatları sunuyor.

Sohbetler bazen aynı konuya geliyor, takılıyor. Yaşadıkları bazı sorunlardan bahsediyorlar. Genelde şu başlıklarda oluyor:

  1. Üst yönetim bizi anlamıyor.
  2. Nitelikli çalışan bulamıyoruz.
  3. Reklam ve pazarlama bütçesini arttıramıyoruz.
  4. Daha iyi yerde olmalıydım, terfi edemiyorum.

En sık duyduğum cümleler bunlar oluyor. Sohbetlerimizde bu konularda tavsiyelerde bulunuyorum. İş hayatı ile ilgili bu tavsiyeleri sizlerle de paylaşmak istedim:

“1. Üst Yönetim Bizi Anlamıyor”

İlk sorum şu: Üst yönetimi ne oranda tanıyorsunuz? Kişilikleri, karar verme şekilleri hakkında bilgi sahibi misiniz?

Üst yöneticileriz, görsel mi işitsel mi, dokunsal mı? Analitik mi? Sol beyin ağırlıklı mı? Sağ beyin ağırlıklı mı?

Mevlana ne güzel demiş ”Anlattığın, karşı tarafın anladığı kadardır. “

İş hayatı içerisinde sizi mevcut durumda anlamayabilirler, fakat onların anlayacakları şekilde anlatabilirsiniz. Onları yakından tanıdıkça, kişilikleri hakkında bilgi sahibi oldukça, onları ikna etmenin yollarını da bulabileceksiniz.

Karar verici onlar ise, başarılı olmak için önce onları ikna etmemiz gerekiyor. Bazen sayısal verilerle ikna edeceğiz. Bazen de duygularına hitap edeceğiz.

Onları ikna etmedikçe, doğrularımız anlamsız kalır. Bildiklerimiz geçersiz olur. O yüzden 2 seçeneğimiz var: Ya tüm ikna yollarını sıkılmadan, yorulmadan deneyeceğiz. Ya da başka limanlara doğru yol almaya başlayacağız.

Konu iş hayatı ise, ne yakınmak, ne de eleştirmek fayda sağlayacak. Yoruldukça, zorlandıkça, yıprandıkça kendimize soracağız? Neden bu kadar zor?

Ve ısrarla aynı cümleyi kuracağız: Kolay olsaydı, herkes yapardı.