Kurumsallaşma sihirli sözcük, popüler kavram. Hangi patrona sorsanız kurumsallaşmak gerektiğini, kurumsallaşmanın gerekli olduğunu söylüyor. Aynı kişiye kurumsallaşmak nedir deyin, cevap veremiyor.

O yüzden kurumsallaşmak söylenince güzel açıklamaya çalışınca lezzeti kaçan bir kelime. Bir tatsızlık var. Biliyoruz, seviyoruz, anlatamıyoruz. Aslına baktığınızda kurumsallaşma yanlış kullanılan, yanlış anlaşılan bir kavram. Kurumsallaşmak deyince bir sürü form oluşturmak, çevrenizde müdür unvanlarından geçilmemesi gibi algılanıyor. Bu yüzden artık kurumsallaşmanın bu kötü algısını yıkmaya çalışmaktansa yeni bir kavrama geçelim. Çevik , hızlı, çözümsel sistemleşme hareketini başlatalım.

Çünkü birçok kurumsallaşma sürecindeki şirkette;

1.       Maliyetler hızla artıyor, satışlar artmıyor.

2.       Üretim süreci daha hızlı olması gerekirken, onay mekanizmaları arttığından daha yavaşlıyor.

3.       Müdür ve unvan sayısı artıyor. Böyle olunca da personel masrafları artıyor. Aynı zamanda insanlara iş yaptırabilmeniz zorlaşmış oluyor.

Bu yüzden gelin sistemler kuralım. Ve bu sistemlerle kurumsallaşmaya meydan okuyalım.

Peki bu sistemlerin özellikleri nasıl olacak?

1. Sisteminizde onay mekanizmasını mümkün olduğunca azaltın.

Çok kişinin onayından geçmesi o işin daha doğru yapıldığı anlamına gelmiyor. Bu noktada onay mekanizmasındaki insanları doğru seçmek önemli. İnisiyatif alabilecek, kendi yapısını oluşturacak insanlar bulun. Bir sürü oda yapıp unvan dağıtacağınıza bu insanlara daha fazla para verin. Daha iyi şartlar sunun .Şirketi kendi şirketleri gibi görüp ellerini taşın altına soksunlar.

2. Karar mekanizması dengeli, uygulama mekanizması hızlı olsun.

Günün birinde padişah sefere çıkıyormuş. Bir nehrin kenarına gelmiş. Ordunun köprüden geçmesi gerekiyormuş. Padişah baş mimarı çağırıp köprüyü ne kadar sürede yapacağını sormuş. O da” bir haftada yaparım” demiş. 1 hafta sonra baş mimarı çağırıp köprünün durumunu sormuş. Baş mimar “köprü hazır ordu üzerinden geçebilir” demiş. Ve eklemiş “ama diğer mimarlar henüz köprü projesinin çiziminin tamamlayamadılar.”

Tavsiye :   Yaratıcılık Hakkında Efsane Reklamcı John Hegarty'den Neler Öğrenebiliriz?

Burada bir farkın üzerinde durmamız lazım. Hızlı uygulamak, hızlı karar almak anlamına gelmiyor. Karar alırken belirli bir süre o kararın değerlendirmesi yapılmalı. Netleştiğinde ise bir an önce uygulamaya geçilmeli.

3.Bölümlere ayırıp bütünleştirin.

Şirketlerin bir vücut gibi birbirinden bağımsız ve bir o kadar da beraber bir mekanizma olmasından yanayım. Yani şirketinizi departmanlara ayırmalısınız. Çünkü tek departman içinde ne kadar büyürse işler o kadar zorlaşır. Gerektiği kadar ve doğru insanı alıp departmanınızı kurmalısınız. İşte buradan sonrası daha önemli… Bu departmanları birbirine entegre etmelisiniz. Bunda da şirketin işleyiş planı önemli kim nerede duracak, ne yapacak bunlar netleşmiş olmalı. Buradaki en önemli kavram da sadelik… İşletmeyi ne kadar sade olarak tanımlayabilirseniz işiniz o kadar başarılı olur. Sorunları o kadar net görürsünüz.

Dünyanın çok hızlı değiştiğini ve inanılmaz bir bilgi akışı olduğunu düşünüyorum. Artık eski söylemler geride kaldı. Hantal, bürokratik, karar mekanizmaları yavaş işleyen şirketler, isteseler de istemeseler de yerlerini hızlı, dinamik, akılcı şirketlere bırakacaklar.

Sadece şu an değişimi yakalayanlar ayakta kalacaklar. Artık gücün tanımı da değişti. Eskiden büyük güçlü olabilirken bu kavram da yerle bir olabilecek.