Sosyal medyanın yaygınlaşması sayesinde fikirler daha hızlı yayılıyor. Aynı zamanda insanlar artık sorunlara tek başına göğüs germek zorunda kalmıyor. Yaşanan kötü deneyimler, suç olayları ve üstü kapatılan tüm olumsuz olaylar gün yüzüne çıkıyor. Buna ek olarak ünlüler dahil olmak üzere herkes fikrini farklı platformlarda belirtiyor.

Peki ya çoğunluğun beğenmediği veya ırkçı bir fikir ya da davranış olursa o zaman ne oluyor? İşte bu noktada boykot kültürü ya da linç kültürü olarak da adlandırılabilecek cancel culture ortaya çıkıyor.

Cancel Culture Nedir?

Bu kavramı tam olarak anlamak için cancel culture nedir sorusuna cevap vermemiz oldukça önemli. Aslında bu tam olarak yeni bir kavram değil. Geriye doğru baktığımızda 1991 yapımı New Jack City filminde boykot kültürünün ilk izlerini görebiliriz. Bu filmde yer alan sahnelerden birinde “cancel that bitch” şeklinde bir replik kullanılıyor. Aslında burada ifade edilmek istenen o kişinin itibarının tamamen sıfırlanması.

Bu açıdan baktığımız günümüzdeki cancel culture da buna oldukça benzer. Genellikle beğenilmeyen, toplum tarafından onaylanmayan davranışları gösteren kişilerin itibarları aşağıya çekiliyor. Tabi bunu yapmanın birçok yolu var. Ancak boykot kültürünün elindeki en güçlü silah sosyal medya. Bu silahla Goya Foods gibi dev markaları ya da Ellen DeGeneres gibi ünlüleri hedef almak mümkün. Bu şekilde cancel culture’a maruz kalan kişiler bir nevi bulundukları ortamdan sürgün ediliyorlar. Hatta sosyal medya hesapların tamamen kapayarak ortadan kaybolan kişileri de görmek mümkün.

Kimler Bu Durumdan Etkilenebilir?

Her ne kadar linç kültürü genellikle ünlü isimler ve ünlü markalar maruz kalsa da normal insanlar da bu kültüre maruz kalabilir. Bu nedenle boykot kültüründen etkilenen tek bir gruptan ya da genel bir gruptan bahsetmek pek de doğru bir yaklaşım olmaz. Arkadaş çevresinde bile bu duruma maruz kalmak mümkün olabilir.

Ancak burada önemli rol oynayan noktalardan birisi yaş olarak ifade edilebilir. Yapılan bir araştırmaya göre Z kuşağı kurumları ve bireyleri cancel culture ile cezalandırmayı etkin bir yöntem olarak görüyor. Buna karşılık Milenyum kuşağı, X kuşağı ve Baby Booomerlar bu durumu pek fazla desteklemiyor.

Araştırma sonuçlarına göre 18-34 yaş arasındaki bireylerin %55’i sosyal medyada boykot kültürünü en az bir kere uygulamış. “OK boomer” ifadesi de aslında bu kültürün bir yansıması olarak görülüyor.

İnsanlar Neden Linç Kültürünü Seviyor?

Linç kültürü birçoğumuz için yabancı değil. Hatta ne kadar fazla insan bu kültürün bir parçası olursa bu kültürün yayılma olasılığı da artıyor. Aslında işin bir de psikolojik boyutu var. Bir makaleye göre insanların boykot kültürüne katılmasının 5 ana nedeni bulunuyor. Bunlar ise

  • Sosyal statüyü arttırma
  • Düşmanların sosyal statüsünü azaltma
  • Grup üyeleri arasındaki sosyal bağları güçlendirme
  • Düşmanları kendilerini göstermeye zorlama
  • Ödüllendirme mekanizmasının hızlı olması

olarak sıralanabilir. Temelde başka bir kişiyi eleştirerek ve o kişinin elindeki fırsatları alarak boykot kültürüne maruz kalan kişinin statüsünü azalmak mümkün. Aynı zamanda sosyal linç sayesinde insanlar aidiyet hissine de sahip oluyorlar. Cancel culture uygulayan kişiler, bir şekilde birlik olarak tek bir kişiye veya markaya saldırarak güçlü bir sosyal bağ oluşturuyorlar.

Villanova Üniversitesi sosyoloji ve kriminoloji profesörü Dr. Jill McCorkel’e göre linç kültürü tarihin ilk çağlarından beri hayatımızda. Linç kültürünün tarihsel izlerini sosyal ortamdan soyutlamayı gerektiren sürgün olarak görebiliriz. Aslında bu açından baktığımızda sosyal medyada uygulanan cancel culture da kişilerin sosyal medyadan sürgün edilmesini içeriyor.

Cancel Culture’a Maruz Kalanlar

Özellikle son birkaç yılda birçok ünlü isim linç kültürüne maruz kaldı. Özellikle komedyen Louis C.K. ve Roseanne Barr bu linç yüzünden işlerini kaybettiler. Louis C.K. cinsel saldırı iddiası nedeniyle cancel culture’a maruz kalırken olurken Varr, attığı ırkçı bir tweet yüzünden piyasadan silindi.

Ünlü Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling de linç kültürü nedeniyle zor anlar yaşayan ünlüler arasında yer alıyor. J.K. Rowling, attığı transfobik tweetler nedeniyle LGBTQ+ topluluğunun tepkisiyle karşılaştı. Her ne kadar bu konuda özür dilese de sosyal medya kullanıcıları tepkilerini uzun süre yansıtmaya devam ettiler.

Siyahi karşıtı, ırkçı söylemler özellikle ABD’de sosyal medya tepkisiyle sonuçlanıyor. Organize olan gruplar, fikrini bildiren kişinin sosyal medyadan silinmesine neden olabiliyor. Benzer durumları Türkiye’de de görmek mümkün.

Tabi cancel cultre’a maruz kalan yalnızca ünlüler olmuyor. Sosyal medyada başlatılan #MeToo hareketi, erkeklerin cinsel saldırısına maruz kalan kadınları ortaya çıkardı. Bu durum sadece cinsel saldırı durumunda uygulanmıyor. Çevre dostu olmayan marka politikaları, hayvan haklarına saygı duymayan bireyler, nefret söylemi içeren tweetler gibi durumlarda da cancel culture’ın etkilerini görmek mümkün.

Cancel Culture’a Maruz Kalan Ünlü Markalar

Pepsi

Black Lives Matter dahil olmak üzere küresel protesto hareketlerine ilişkin tartışmalı bir reklam sonrası büyük tepkilerle karşılaştı.

Fotoğraf: YouTube

Equinox

Spor kulübü markası, sahibinin eski ABD başkanı Trump için bağış toplama etkinliği düzenlediğinin ortaya çıkmasının ardından tepkiyle karşılaştı.

Starbucks

Çalışanlara Black Lives Matter Tişörtleri ve rozetleri giymemelerini söylediği için büyük tepki çekti. Kurum sonrasında çalışanların tişörtleri isterlerse giyebileceğini açıkladı.

Nike

‘4 Temmuz Bağımsızlık Günü’ için ABD bayraklı bir ayakkabı çıkardı. Ancak bayrak 13 yıldızlı ilk Amerikan bayrağıydı ve köleliğin yasal olduğu bir zamana aitti.

Uncle Ben’s

ABD’nin en eski pirinç markalarından olan Uncle Ben’s, ırkçılık konusundaki eleştirilerden sonra adını , logosunu ve sloganını değiştirdi.

Cancel Culture, İfade Özgürlüğünü Etkiler Mi?

Peki tüm bunlar ele alındığında cancel culture’un ifade özgürlüğünü etkilediğini söyleyebilir miyiz? Eski ABD Başkanı Donald Trump, başkanlık seçimi münazarası öncesinde 2020 yılında yaptığı bir konuşmada “serbest ve açık bir tartışma yapmak istiyoruz, konuşma kodlarını ve cancel culture’ı istemiyoruz. Ön yargıları değil toleransı benimsiyoruz” dedi. Aynı zamanda cancel culture’ın bir tür siyasi araç olarak kullanıldığını ve insanların aynı fikri paylaşmadığı kişileri ortadan kaldırmak için bu yola başvurduğunu da söyledi.

Boeing’in üst düzey yöneticilerinden Niel Golightly, 1987 yılında yazdığı bir makale nedeniyle cancel culture mağduru olarak 2020 yılında işinden istifa etmek zorunda kaldı. Golightly, 1987 yılında yazdığı makalesinde kadınların askeri hizmet yapmak için yetersiz olduğunu ifade ediyordu. 2020 yılında tekrar gün yüzüne çıkan bu makale, Golightly’ye yönelik tepkilerin artmasına sonrasında ise istifa etmesine neden oldu.

Uzmanlara göre ise ‘cancel culture’ tartışmalarında gerekli önlemlerin alınarak ve ifade özgürlüğünü engellemeden eleştirilerin yapılması büyük önem taşıyor.