Son yıllarda pazarlama alanında farklı yöntemler ve teknikler yer alıyor. Minimalist pazarlama ise tam olarak bir teknik sayılmaz. Bu yöntem daha ziyade pazarlama alanında sadeleşmeyi hedef alan bir yaklaşık ve uygulama olarak tanımlanabilir. Özellikle Apple ile başlayan ve tasarımda yaygın olarak kullanılan “less is more” yani “az çoktur” yaklaşımı bu pazarlama türünü en güzel açıklayan ifade olarak kabul edilebilir.

Peki pazarlama alanı söz konusu olduğunda az nasıl çok oluyor? Neden tüm gücümüzle saldırmak yerine daha sade ve odaklanmış bir pazarlama yaklaşımı tercih ediyoruz? Bunu anlamak için öncelikle minimalizm akımının yansımalarına bakmamız gerekiyor.

Minimalizm Pazarlama Alanına Nasıl Nüfuz Etti?

Aslında minimalizm, 1960lı yılların Amerika’sında bir sanat hareketi olarak başladı. İlerleyen yıllarda ise bu hareket, sadece sanat alanıyla kısıtlı kalmayarak mimariden ürün tasarımına yaşam tarzından etkinliklere kadar birçok alana yansıdı. Temeline baktığımızda bu hareket keyif veren şeyleri sürece dahil ederken işleri karıştıran ve zorlaştıran şeyleri süreçlerin dışında tutuyor.
Söz konusu pazarlama alanı olduğunda da bu yaklaşımı uygulamak mümkün. Pazarlamada minimalizm, iletilmek istenene mesajın karmaşık olmayan bir yapıda iletilmesini hedefler. Bu da mesajın olabilecek en basit formda iletilmesidir.

Basılı medya ve dijital medyanın görsel ve işitsel yönleri ele alındığında, minimalizm grafiklerde ve fontlarda sadeleşme anlamına da geliyor. Birden fazla rengin bulunduğu renk şemaları yerine bir veya iki rengin olduğu basit grafikler tercih ediliyor. Aynı zamanda verilmek istenen mesaj uzun bir metin olarak değil, daha kısa bir slogan olarak kullanılıyor. Özellikle ürün tasarımı, ürün paketleme, reklam ve sosyal medya stratejilerinde bir bütün olarak minimalist yaklaşımı benimsemek hem tutarlı bir marka imajı yaratmaya hem de tüketicilerin doğrudan ürüne odaklanmasına izin veriyor.

Minimalist Pazarlama Nasıl Yapılır?

Minimalist pazarlama söz konusu olduğunda markaların başarılı olmak için ele alacağı üç temel öğe var: görseller, seçilen kelimeler ve videolar.

Görseller

Basit tasarıma sahip minimal görselleri kullanarak hazırlanan reklamlar, markanın hikayesini ve ürünleri anlatmaya yardımcı olur. Çok fazla görselin tek bir reklam içinde kullanılması, tüketicilerin dikkatinin dağılmasına neden olabilir. Bunun yerine yapılan çalışmada dikkat çekici tek bir görselle odak noktası yaratmak daha doğru bir seçim olacaktır. Güçlü bir görsel, tüm dikkatleri üstüne çeker. Böylece tüketicilerin bir ürünü satın aldıklarında ya da bir markayı tercih ettiklerinde o ürün veya markanın güçlü olduğunu hissederler.

Seçilen Kelimeler

Artık sadece 280 karakterle derdimizi anlattığımız bir dünyada yaşıyoruz. Böyle bir dünyada uzun cümlelere ihtiyaç yok. Artık devir sadeleşme devri. Reklam kampanyası ve sosyal medya gönderisi tasarımı yaparken etkileyici sloganlar kullanmak minimalist akımın en yaygın örnekleri olabilir. Bazen sadece birkaç kelime ile katlanarak artan bir etki yaratmak mümkün olabilir. Sosyal medya kampanyalarında kısa ve sık gönderimi paylaşımı, uzun ve nadir paylaşımlardan daha fazla etkili olacaktır.

Videolar

Günümüzde dijital pazarlama denildiği zaman akla ilk olarak videolar gelir. YouTube ve benzeri video akış platformlarının popülerlik kazanmasıyla birçok marka ve işletme video pazarlama yöntemlerini tercih etmeye başladı. Ancak video izleyicileri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre 2 dakikaya kadar olan videolar en yüksek etkileşimi alıyor. Yani çok uzun videolar hazırlama potansiyel müşterilere ulaşamamak anlamına gelebilir. Bu noktada da minimalizmin prensiplerinden olan az çoktur yaklaşımıyla daha dolu bir içeriği daha kısa sürede sunmak mantıklı bir yaklaşım olabilir. Yine de söz konusu video olduğu zaman demografik özellikleri ve hedeflenen ülkenin video izleme alışkanlıkları dikkate alınmalıdır.

Minimalist Pazarlama Adımları

Minimalist pazarlama için gerekli öğeleri anladıktan sonra sıra minimalist pazarlama adımlarına geldi. 7 temel adım sayesinde baştan sonra sade ve bir o kadar hedeflenmiş bir pazarlama stratejisi geliştirebilirsiniz.

  • Pazarlama çalışmanız belirli bir stratejiye yönelik olmalı.
  • Aynı zamanda daha fazla sistem ve daha az insan içermeli. Sistemler süreçlerin daha kısa sürede tamamlanmasına ve detayların ortadan kaldırılmasına yardımcı olur.
  • Minimalist pazarlama için süreçlerin adımlar halinde birbirini takip etmesi gerekiyor. Sistematik yaklaşım sayesinde tasarımların yeniden değerlendirilmesi ve daha yalın hale getirilmesi mümkün.
  • Nicelik yerine niteliğe odaklanılmalı. Çok içerik değil kaliteli ve basit içerikler bu yaklaşımda büyük bir önem kazanıyor.
  • Rapor hazırlama süreçlerine daha az vakit ayırmak gerekiyor. Pazarlama raporları ise pazarlama stratejisi, pazar araştırması, promosyonlar, reklam ve e-posta kampanyaları, amaçlar ve beklenen sonuçlar gibi temel noktalara odaklanmalı.
  • En temel ve başarılı görevlere odaklanmak gerekiyor. Eğer sosyal medya kampanyası daha iyi sonuçlar getiriyorsa bu alana odaklanmak uzun vadede başarıyı getirebilir.
  • Ve her şeyden önemlisi her şeyi olabildiği kadar basit tutmak gerekiyor.

Detaylardan boğulmaktan kaçınmak minimalist pazarlama uygulaması için olmazsa olmaz. Bu nedenle pazarlama süreçlerinin detaylardan kurtulması ve temel yetkinliklere odaklanması gerekiyor.

Minimalist Pazarlama Örnekleri

Minimalist pazarlama örnekleri ele alındığında karşımıza farklı kampanyalar çıkıyor.

Örneğin Faber-Castell tarafından gerçekleştirilen “gerçek renkler” basılı medya kampanyası harika bir örnek olarak ele alınabilir. Bu reklam kampanyasında tek bir görsel üzerinde hem renkler hem de o renklerin sembolize ettiği nesneler yer alıyor. Metin olarak ise sadece marka adı ve kuru boya renk serisinin adı kullanılmış durumda. Bu kampanyada renklerin gerçek dünyadaki nesnelerle nasıl eşleştiği dikkat çekici bir şekilde gözler önüne seriliyor.

FedEX ise yaptığı bir reklam çalışmasında bir dünya haritasını ve elden ele paket uzatan komşuları göstererek minimalist bir reklam çalışması gerçekleştirdi. Bu çalışmanın en büyük başarısı markanın yaptığı işi tek bir karede herhangi bir metin sağlamadan özetlemiş olmasıydı.

Eskilere baktığımızda ise Alman araba üreticisi Volkswagen’in sadece Beetle modelini içeren kampanyasını örnek olarak gösterebiliriz. Bu reklamda Beetle modeli basit beyaz bir fon üzerinde yer alıyor. Reklamdaki tek slogan ise “herkes bir gün sorun yaşayabilir”. Sadece bir görsel ve bir sloganla yıllar boyunca akılda kalan bir reklam yaratmak mümkün.

Lego’nun “Imagine” kampanyası ise markanın kimliğini tam olarak yansıtıyor. Hayal gücü ve yaratıcılığı teşvik eden marka, bu kampanyasında da tam olarak bu değerleri vurguluyor. Kampanya görselinde köşeli ve keskin hatlara sahip Lego parçalarının gölgeleri gerçek hayvanlar olarak yansıyor. Aynı zamanda bu kampanya kapsamında ünlü çizgi roman ve çizgi film kahramanlarının Lego versiyonları da afişlerde yer alıyor.

Ünlü fast-food zinciri McDonald’s ise mağazalarında Wi-Fi olduğunu minimalist bir kampanya ile duyurdu. Bu kampanyada Wi-Fi simgesi McDonald’s firmasının ünlü patates kızartmalarıyla oluşturuldu. Herhangi bir metin kullanılmayan afiş görseli, sadece dört patates kızartmasıyla sunulan yeni hizmeti başarılı bir şekilde anlatmayı başarıyor.

Tüm bu örneklerin de gösterdiği gibi minimalizmin reklam ve tanıtımdaki yansıması az sayıda görsel kullanımı ve kısa metin kullanımı olarak ortaya çıkıyor. Burada önemli olan iletilmek istenen mesaj için doğru görsel tasarımını gerçekleştirmek. Minimalist kampanyalarda çoğu zaman herhangi bir yazı kullanmadan bile mesajı iletmek mümkün. Bu nedenle bu tür kampanyalar için her zaman “daha azı olabilir mi” sorusunu sormak gerekir. Daha azı olmayana kadar sadeleşmek, başarılı bir minimalist pazarlama örneği gerçekleştirmenize yardımcı olabilir.