Bundan yaklaşık beş ay önce, başarılı bir dark store (gölge mağaza) iş modeli örneği sunan Getir’ in kurulma ve büyüme hikayesinden bahsetmiş, en yakın rakibi ile arasındaki benzerlik ve farklılıkları karşılaştırarak hangisini kullanacağınıza karar verme konusunda kararı siz değerli okuyucularımıza bırakmıştık. Tercih hakkınızı hangi start up yatırımından yana yaptınız bilemiyoruz ancak bugün burada yeniden Getir’in yeni girişimini sizlerle değerlendiriyor olacağız. Ancak bugüne gelmeden önce gelin Getir’in kuruluş ve büyüme sürecini kısaca yeniden bir hatırlayalım.

Kurucusu ve aynı zamanda fikir babası olan Nazım Salur, Bi’Taksi uygulamasıyla 15 dakikadan 3 dakikaya kadar hizmet hızının arttırılması sonucu elde edilen başarının ardından özellikle metropollerde “buna benzer başka ne gibi bir ihtiyaç olabilir?” sorusunun sorulmasıyla bugünkü Getir’in ilk tohumlarının atıldığını paylaşıyor. Başlangıcından bugünkü formuna ulaşana kadar Getir’in öncelikli hedefi, hep sipariş verilen ürün tesliminin 10 dakika içinde gerçekleşmiş olması olmuş. Faaliyete geçip özellikle pandemi dönemindeki hızlı yükselişinin ardından onu takip eden rakipleri ile arasındaki en belirgin fark da hep 10 dakika içinde teslimat garantisi oldu.

Pandemi Öncesi – Sonrası

Burada bir ara verip dikkatinizi önce pandemi öncesindeki günlük hayat içindeki döngünüze ve içinden geçtiğimiz pandemi süreci içindeki günlük hayat döngünüze çekmek istiyoruz. Pandemi öncesi günlük hayatımız, özellikle metropollerde nasıl da hareketliydi! İşe giderken, okula giderken, iş yerinde ya da okulda verilen projelerin tamamlanması sırasında, trafikte bir yerden bir yere yetişmeye çalışırken hep bir koşturmaca ve telaş halindeydik. İçinden geçtiğimiz pandemi sürecine baktığımızda ise bu sefer çalışma, eğitim, sosyalleşme koşullarımız çoğunlukla sınırlandı. Bu sefer günlük hayat rutinimiz sınırlandı ve tek bir mekânda birden çok süreci yönetmek zorunda kaldık. Kendimizi ve çevremizi korumak adına evlerimizde kalmak durumunda kaldık. Bu sefer de ev içindeki tempomuz arttı. Ev ortamında çalışıp eğitim aldık. En temel ihtiyaçlarımız olan market alışverişlerimiz bile dijital kanallar üzerinden gerçekleştirmeye başladık. İster tempolu isterse de sınırlandırılmış günlük hayat rutinlerimiz olsun, zamanın ruhuna, öncelikli ve en hızlı şekilde yanıt veren Getir oldu.

Öncü olmanın avantajıyla Türkiye’de her geçen gün yeni bir lokasyonda yeni bir gölge mağaza (dark store) açılışı yapan Getir, yakın zaman önce adını dünyaya duyurma yolunda başlangıç noktasını Londra olarak belirledi. Bugün burada bu büyük girişim sürecini eksi ve artılarıyla birlikte sizler için değerlendireceğiz. Hadi gelin başlayalım!

Fotoğraf: getir.uk

“Getir” Diye Yazılır “Getir” Diye Okunur

Dünyaya açılma fikri, aslında son dönemdeki gelişmelerle alınmış bir karar değildi Getir için. Kurucusu ve isim babası Nazım Salur, verdiği bir röportajında, diğer kurucu ortakları olan Serkan Borançılı ve Tuncay Tütek ile yaptıkları ilk toplantıda, bu start up yatırımının henüz Türkiye’de ve dünyada hiç denenmemiş bir proje olduğunun bilinciyle başarılı olmaları durumunda, yurt dışına açılmayı hedeflediklerini paylaşıyor. Dolayısıyla bu sürecin bir sürprizden ziyade beklenen hatta yaşanan toplumsal belirsizliklerden dolayı uzun süredir beklenen bir adım olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Aynı zamanda “Getir” ismini değiştirmeden yurt dışına açılma fikri de hem ülkemiz adına gurur verici hem de marka bilinirliği ve güvenirliği açısından oldukça yerinde bir karar olduğunu söyleyip en başta bu davranışı için Getir’i tebrik ediyoruz. Gelelim Londra sürecine…

Londra’ya Bi’mutluluk Geldi

Londra Süreci

2021 yılının Ocak ayında, Londra’da hizmet vermeye başlayan Getir, daha aradan uzun bir süre geçmemiş olmasına rağmen yoğun ilgi görmeye başladı. Kurucu ortak Nazım Salur, bir röportajında Londra’da birkaç haftada ulaşılan talep oranının aynısının İstanbul’da yaşanmadığını ve gördükleri bu ilgiden dolayı oldukça memnun olduklarını paylaşıyor. Elbette ki bu ilgide yurt dışında yaşayan Türklerin etkisinin olduğunu düşünebiliriz ama yazımızın devamında tek nedenin bu olmadığını göreceksiniz. Verilere ve aradan geçen zamana bakıldığında Londra süreci için kesin yorumlarda bulunmak için henüz erken olsa da yeni doğan bu bebeğin sağlıklı bir bebek olduğunu söyleyebiliriz.

Uygulama özellikleri

Uygulama içeriğine baktığımızda öncelikle Londra’da kullanılan uygulama içeriğini görmek için adresinizi Londra’da bir adres olarak belirtmeniz yeterli oluyor. Buna göre içerik, ürün genişliği, promosyon çeşitleri ve ödeme bilgilerine göre değişiklik gösteriyor. Şu an için 1000’den fazla ürün çeşidi vaadi ile hizmete başlamış olsalar da tıpkı Türkiye’de de olduğu gibi ilerleyen zamanlarda bunun çok daha çeşitleneceğini düşünebiliriz. Bunun yanı sıra profilinizde yaşınız 18’in üzerindeyse alkol siparişi de vermek mümkün. Hizmet süresi ise sabah 09:00’dan gece 23:00’a kadar mümkün. Belirli bir tutarda yapılan alışverişler için promosyon indirimler, yine Getir Londra uygulaması için de geçerli. Ayrıca ürün çeşitliliği sadece İngiltere’de yaşayan Türkleri değil İngiltere’nin tamamını kapsayıcı şekilde yerleştirilmiş görünüyor.

Avantajlar ve Dezavantajlar

Küçük ya da büyük olsun her girişimde olduğu gibi Getir’i Londra’da bekleyen bazı riskler ve dezavantajlı durumlar var elbette. En öne çıkan dezavantajlı durum ise Londra’da piyasaya hâkim durumdaki kurye uygulamaları. Bunlardan deliveroo, beelivery, uber eat ve just eat gibi isimler, en güçlü kurye elemanı ve dağıtım ağına sahip olanları.

Ülkemize kıyasla Londra’da düzenli çalışan kurye dağıtım elemanı bulmanın daha zor olacağını varsayabiliriz; çünkü yukarıda belirttiğimiz kurye dağıtım şirketleri elemanlarını maaşlı çalışan olarak değil serbest zamanlı bireysel çalışan olarak kullanıyor. Böylece çalışanlar kendine uygun zamanda ve uygun lokasyonda görev alıp isterse görevi üstlenmeyebiliyor. Ancak bu durum aynı zamanda Getir için avantaj da oluşturuyor. Buna göre çalışanların kullandığı Getir logolu araç ve kıyafetler tüketiciler için serbest zamanlı ve serbest kıyafetli çalışanlara kıyasla göre daha markanın daha güvenilir ve profesyonel görünmesini sağlıyor. Aynı zamanda çalışanlara sunulan avantajlı seçeneklerin zamanla serbest zamanlı çalışanların bahşiş usulündense Getir’de çalışmayı tercih etme olasılıkları artabilir. Ücret ve ürün çeşitliliğine bakıldığında, ürün çeşitliliğinde henüz bir adım geride kalsa da alışverişin sonunda kurye hizmeti de dahil edildiğinde daha ekonomik alışveriş yapmak Getir ile mümkün.

Gelecek hedefleri

Getir’in gelecek hedeflerine baktığımızda, Londra’da gibi metropol şehirlerde sunulan hizmetin giderek arttırılacağını görüyoruz. Bu şehirler arasında şimdilik, Paris, Sao Paulo ve Mexico City gibi şehirler yer alıyor. Yakın zamanda bu şehirlere tek tek bir yenisinin daha ekleneceği şüphe götürmez görünüyor.

Fotoğraf: getir.uk

Türkiye’nin İkinci Unicornu

10 dakikalık teslimat vaadi temeliyle oluşturulan teknoloji tabanlı bir iş modeli olarak Getir, bugün yerli ve yabancılardan aldığı yatırımlar sonrasında değerini 2,6 milyar dolara çıkararak Türkiye’nin ikinci Unicorn şirketi olma özelliğini taşıyor. Üstelik bu yatırım içeriğinin 6 milyon dolarlık bir bölümünü, Getir’in kendi çalışanları gönüllülük esasıyla oluşturmuş durumda.

Tüm bu yaptığımız değerlendirmeler ışığında diyebiliriz ki, Getir sadece başarılı, özgün ve öncü bir start up yatırımı değil aynı zamanda iyi, yeni ve başarılı her girişimin ülkemize yurt dışından geldiği yönündeki önyargılı kalıpların da yıkılmasında etkili bir girişimdir. Kırılan bir diğer önyargı kalıbı da Türkçe isim kullanılması yönünde olmuştur. Biz de Getir’i , ülkemizde ve dünyada bir ilk olması, çalışanlarında yarattığı güven duygusu, tüketicilerine hızlı ve kaliteli hizmet garantisi sunması ve bunun sonucunda bir unicorn girişim olması dolayısıyla tebrik ediyoruz. Dünyada “Getir” adının daha pek çok şehirlerde duyulacağından emin bir şekilde başarılarının devamını diliyoruz.